Araç çubuğuna atla
Genel

Sinsi hastalık göz tansiyonuna dikkat

Sinsice ilerleme özelliği taşıyan ve yıllar boyu fark edilmeden seyreden glokom, yapısal bir hastalık olmasına rağmen, yoğun kortizon kullanımı, travmalar ya da diyabet nedeniyle de gelişebiliyor. Göz Sağlığı Uzmanı Opr. Dr. Hüseyin Sanisoğlu, glokoma karşı alınabilecek önlemleri anlatıyor.

Göz tansiyonu yani tıp dilindeki adıyla glokom, özellikle 60 yaş ve üzerindeki kişilerde görülmesiyle bilinen ciddi bir hastalıktır. Görme sinirlerine baskı yapan glokom, ilerleyici olması nedeniyle körlükle sonuçlanabiliyor. Gözdeki kan akışının azalmasına neden olan göz içi basıncı, glokom hastalığının ortaya çıkış sebebini oluşturuyor. İki saatte bir yenilenen göz içi sıvısının ilerlediği kanalların tıkalı olması glokom hastalığının temel sebebini oluşturuyor. Göz içi basıncının yükselmesi sonucu görme sinirinin tahrip olmasına neden olan glokom, görme alanının da daralmasına yol açıyor. Göz tansiyonu göz hastalıklarının en sinsisi olarak bilindiği için son evrelerine kadar anlaşılması güçtür. Bu nedenle tanı ve tedavide geç kalınması da görme sinirlerinde geri dönüşü olmayan hasarların oluşmasına zemin hazırlayabiliyor.

60 yaş ve üzeri risk grubunda yer alıyor

Genellikle yapısal nedenlerle oluşan glokom, diyabet, travma veya uzun süreli kortizon kullanımı gibi sebeplere bağlı olarak da gelişebiliyor. Göz tansiyonu, bebekler dahil olmak üzere her yaşta görülebilse de, daha çok 60 yaş ve üzerinde ortaya çıkıyor. Bebeklerin gözlerindeki esneklik daha yüksek olduğu için, gözleri daha rahat şekilde genişleyebilir ya da büyüyebilir. Bu nedenle bebeklerdeki glokom hastalığı göz basıncını artırmadan ilerlemektedir. 40 yaş ve üzerinde göz tansiyonunun görülme oranı %2’yken, 60 yaş ve üzerinde %10 oranında bir büyüme görülüyor. Genetiğin öne çıktığı göz tansiyonunda, ailesinde glokom geçmişi bulunan kişilerin 8 kat daha fazla risk altında olduğu söyleniyor.

Glokomun üç tipi bulunuyor

Göz tansiyonu üç farklı şekilde ortaya çıkıyor. Dar açılı, açık açılı ve göz içi basıncının normal seviyede ilerlediği üç tip glokom arasında en çok açık açılı glokom ile karşılaşılıyor. Diğer tipler gibi başta bir belirti göstermeyen bu glokom türünde hastalık sinsi ilerler ve yavaş yavaş görme kaybı gelişir. Görme kaybının son evrelerde fark edilmesiyse de kalıcı hasar oluşabilir.

Dar açılı glokomsa, göz tansiyonuna sahip hastalar arasındaki %5 ve %10’luk dilimde görülüyor. Hızlı yükselen tansiyon nedeniyle ortaya çıkan hastalık, bulanık görme, şiddetli göz ağrısı, mide bulantısı ve baş ağrısı gibi belirtilerle anlaşılıyor. Bu belirtiler başladıktan sonra mutlaka göz tansiyonunu ölçtürmek gerekiyor.

Normal tipteki glokomdaysa, göz içi basıncı normal seviyede seyrederken teşhis konmasını da zorlaştırıyor. Göz tansiyonunda yükselme yaşanmaması nedeniyle daha zor anlaşılan hastalık, teşhis edildiğinde görme sinirleri ciddi zararlar görmüş olabiliyor. Diğer glokom tipleri arasında normal basıncın görüldüğü bu tip, görme merkezinde görme kaybıyla başlıyor.

Göz tansiyonu teşhis edilse de hasar kalıcı

Glokom tedavisinde önemli olan nokta, hastalığın tanısını koymadaki evredir. Tedavi sayesinde teşhis edilen göz tansiyonunun ilerlemesi durdurulabiliyor fakat gözde önceden oluşmuş hasar düzeltilemiyor. Çünkü göz sinirleri kendilerini yenileyen yapıda olmadığı için, tanı öncesinde oluşan hasara müdahale edilemiyor. Glokom tipine göre değişen tedavi yöntemleri arasında öncelikle damla uygulaması yapılıyor. İlerlemiş glokomlarda ise cerrahi yöntemler ya da lazer tedavisinden destek alınıyor. Göz tansiyonu teşhisi konduktan sonra düzenli olarak göz muayenesi olmak büyük önem taşıyor.

Sinsi ilerleyen glokoma muayene şart

Diyabete veya düşük tansiyona sahip hastaların glokoma yakalanma riskinin iki kat daha fazla olduğu biliniyor. Risk grubunda bulunan kişilerin göz kontrollerini düzenli yaptırmaları büyük önem taşıyor. Göz tansiyonu hakkında eksik bilgiye sahip olanlar, yanma, çarpma, düşme gibi kazalara da açık hale geliyor. Glokomun son evresine kadar bulanık görme gibi sorunlar ortaya çıkmasa da görüş alanlarında daralma yaşamaları hastaların bu kazaları yaşamasına neden olabiliyor. Aynı şekilde bu hastaların araç kullanmaları da tehlikeyi beraberinde getirebiliyor. Sinsi ve yavaş ilerleyen bu hastalığın, ciddi görme kayıplarına yol açmadan önce 30 yaş sonrasında 2 yılda bir kez, 50 yaş sonrasındaysa her yıl düzeni olarak göz tansiyonu ölçütülerek takip edilmesi gerekiyor.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı