Araç çubuğuna atla
RÖPORTAJ

Bayer Türkiye, Bayer’in Ortadoğu Bölgesi’ndeki en büyük iştiraki konumunda

Türkiye’de 1954 yılından beri faaliyetlerini sürdüren Bayer’in son dönem çalışmalarından Türkiye yatırımlarına, tüketici sağlığından öne çıkan ürünlerine kadar birçok konuda Bayer Türkiye Tüketici Sağlığı Ulusal Satış Müdürü Erdem Kumcu ile özel bir röportaj gerçekleştirdik.

Öncelikle gündemin en sıcak konusu ile başlamak istiyorum. Koronavirüs ile ilgili Bayer ne gibi çalışmalarda bulunuyor?

Bayer olarak hem dünyada hem Türkiye’de COVID-19 pandemisi ile mücadeleye destek oluyoruz. Salgın Çin’de ilk baş gösterdiğinden bu yana çok sayıda ülkede toplamda 11 milyon Euro nakdi ve ayni yardımlarda bulunduk. Çin, İtalya, İspanya ve Fransa gibi salgının etkilerinin çok yoğun görüldüğü ülkelere ilaç, koruyucu ekipman ve cihaz desteği sağladık. Ayrıca Hindistan, Polonya, Arjantin, Brezilya, Almanya, ABD ve Meksika’da çeşitli yardım faaliyetleri yürüttük ve maske, dezenfektan gibi malzeme yardımlarında bulunduk.  Bayer Türkiye, Üniversite Hastaneleri Birliği Derneği’ne, derneğin üyesi olan üniversite hastanelerinin koruyucu ekipman malzeme ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla 1 milyon TL nakdi bağışta bulundu. Şirket ayrıca, Sağlık Bakanlığı, Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü ile işbirliği içerisinde Türkiye genelindeki 33 ilde bulunan ve pandemi ile mücadelede ön saflarda yer alan 123 pandemi hastanesine iletilmek üzere toplam 324 bin kutu Bepanthol ve Supradyn ürünleri bağışladı. Bayer Türkiye, yaptığı bağışların yanı sıra, Bayer G4A Turkey Girişim Hızlandırma programı kapsamında, sağlık profesyonelleri için yüz koruyucu maske, entübasyon kutusu ve yeni koruyucu ekipmanlar üreten start-up girişimi Tridi Atölye’ye fon desteği sağladı. Bayer; ürünleri, teknik donanımı, uzmanlığı ve çalışanlarının katılımı ile dünya çapında koronavirüs salgınına karşı mücadeleyi desteklemeye devam ediyor.

Bayer Türkiye ayrıca Koronavirüs salgınından etkilenen ülkeler arasındaki bilgi ve deneyim paylaşımını hızlandırmak adına online bir web semineri organizasyonu ile Türkiye’deki iki büyük tıp derneğine (Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği ile Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları ve Bağışıklama Derneği)  sponsor oldu ve online bir seminer ile 8000 sağlık mesleği mensubunu Çin Halk Cumhuriyeti’nde pandemi ile mücadele eden doktorlar ile bir araya getirdi.

Bayer Türkiye’den ve yatırımlardan bahseder misiniz?

Bayer olarak Türkiye’de 1954 yılından bu yana faaliyet gösteriyoruz. Bugün, Tüketici Sağlığı biriminin yanı sıra Bayer çatısı altında faaliyet gösteren diğer iki bölümümüz– İlaç ve Tarım Ürünleri bölümleri de Türkiye’de kendi pazarlarında lider konumlarda bulunuyor. Bayer Türkiye, mevcut tesisleri ve insan gücüyle Bayer’in Ortadoğu Bölgesi’ndeki en büyük iştiraki konumunda. İstanbul’daki Genel Merkezimizin yanı sıra 8 bölgede ofislerimiz bulunuyor.

Bayer 60 yılı aşkı süredir çeşitli sağlık ürünlerinin üretimini Türkiye’de gerçekleştiriyor. Bugün itibarıyla Türkiye’deki hastalara ulaştırdığımız ürünlerin birim olarak yüzde 80’i Türkiye’de üretiliyor. Türkiye’de faaliyet gösteren küresel şirketler içinde en yüksek paya sahip olanlardan birisiyiz.

Sağlık ürünlerinin yanı sıra Gebze’deki ve Mustafakemalpaşa’daki Bayer fabrikalarında tarım ürünleri üretimi yapıyoruz. Türkiye’de ürettiğimiz ürünleri 40’ı aşkın ülkeye ihraç ediyoruz. Tarım Ürünleri birimimizin ayrıca Antalya’da bir Ar&Ge İstasyonu bulunuyor.

Bayer Tüketici Sağlığı olarak Türkiye’de sunduğunuz ürünlerden öne çıkanları hangileri?

Tüketici Sağlığı markalarımız hem küresel olarak hem de Türkiye’de yüksek bilinirliğe ve güçlü pazar konumuna sahip. Markalarımız; bilim temelli etkisi, kalitesi ve güvenilirliği için tercih ediliyor. Başlıca markalarımızdan bahsetmek gerekirse; Bepanthol, dermatoloji kategorisinde lider konumda. Bunun yanında Redoxon ve Supradyn gıda takviyeleri kategorisinde ilk sıralarda yer alıyor. Sindirim sağlığı kategorisinde Rennie ve Talcid markalarımız bulunuyor. Elenatal markamızla da planlama, hamilelik ve emzirme döneminde annelere destek oluyoruz. Ayrıca pazara tüm dünyada tüketicilerin günlük sağlık alışkanlıklarına katkı sağlayacak yeni ürünler getirmeye devam ediyoruz

Türkiye’deki tüketici sağlığı pazarı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Tüketici sağlığı ve reçetesiz ilaç pazarındaki küresel dinamizmin sürükleyicisi olan iyi yaşam, kilo yönetimi, vitamin ve diyet ürünleri, spor beslenmesi gibi trendler Türkiye’de de yükselişte. Üstelik artan kişi başına gelir, eğitim düzeyi ve sağlıklı yaşam bilincine paralel olarak Türkiye’deki tüketici sağlığı pazarı hacim anlamında da büyüyor. Stratejik pazar araştırması şirketi Euromonitor’un verileri, Türkiye’de tüketici sağlığı pazarının her yıl büyüdüğünü gösteriyor. 2019 yılında 17 Milyar TL’ye ulaşan tüketici sağlığı pazarının, bir önceki yıla göre %24 büyüdüğünü görüyoruz.

Ancak sektörün gidecek daha çok yolu olduğunu söyleyebiliriz. Türkiye’de kişi başına yapılan tüketici sağlığı ürünleri harcaması 2018 yılında 5,6 Avro seviyesinde kaydedildi. Bu rakam Almanya’da 85, Batı Avrupa’da ise ortalama 67 Avro. Gelişmekte olan ülkelere baktığımızda Mısır’da 9,1 Avro, Afrika ve Orta Doğu’da ise ortalama 6,5 Avro düzeyinde olduğunu görüyoruz. OECD’yi oluşturan 34 ülkenin toplam sağlık harcamaları son 50 yıldır gayrisafi yurtiçi hasılalarından daha hızlı artıyor. Bu temel eğilimi değiştirmeye yönelik reformların yapılmaması halinde 2040 yılına kadar toplam sağlık harcamalarının yüzde 50 ila 100 oranında artabileceği öngörülüyor.

Tüm dünya ülkeleri sağlık sistemlerini daha sürdürülebilir ve verimli hale getirmenin yollarını arıyor. Hem gelişmiş ülkelerde hem de gelişmekte olan ülkelerdeki sağlık hizmetleri sistemleri aynı sorunla karşı karşıya: vatandaşların gelecekteki sağlık ihtiyaçlarını karşılamak için kısıtlı kaynakların verimli kullanımı. Bu noktada sağlık okuryazarlığı büyük önem taşıyor. Tüketici Sağlığı pazarına baktığımızda henüz Türkiye’nin %69’unun maalesef yetersiz veya sorunlu sağlık okuryazarlığı kategorisinde olduğunu görüyoruz. Türkiye’de sağlık okuryazarlığı düzeyinin istenen seviyede olmadığı göz önünde bulundurulduğunda, tüketicinin doğru ürüne ulaşmış olduğunun güvence altına alınması bir zorunluluk. Hastanın doğru ilaca erişmesi noktasında eczacılar önemli bir role sahip.

Bu çerçevede yürüttüğünüz toplumsal projeler var mı?

Tüketici sağlığı alanında lider bir kurum olarak ülkemizdeki sağlık okuryazarlığını geliştirmenin sorumluluğunu da elbette taşıyoruz. Bu sebeple 2017 yılında alanlarında tanınmış uzmanlarla birlikte sağlıklı yaşam bilgilerini paylaştığımız 365gün.com platformunu kurup halkımızı sağlıklı yaşama davet ettik. Dijital kirlilik içerisinde güvenilir kaynak oluşturma misyonuyla önleyici sağlık, beslenme, aktif yaşam ve zihinsel denge konularında tüketicilerimize ulaşmayı amaçladık.

2018 yılına geldiğimizde ise küçük yaşta başlayan eğitimin önemini de göz önünde bulundurarak çocuklarımızın sağlık bilgisini arttırmak için eğitici oyunlar geliştirdik ve ‘365 Gün Teneffüste Sağlık’ kampanyamızın temellerini atarak anlaşma sağladığımız belediyelerin parklarına ve okullarımızın bahçelerine oyun alanları çizdik. Ayrıca çeşitli AVM’lerde kurduğumuz oyun alanlarıyla ise çocuklar hem eğlenip hem de sağlıklı yaşama dair bilgiler edindi.

Buna ek olarak Kasım 2018’de attığımız adımla Supradyn Energy markamız Herkes İçin Spor Federasyonu’yla paydaşlık yapmaya başladı. Ülkemizde herkesin spora adım atmasını ve daha aktif bir yaşama sahip olmasını desteklemek amacıyla artık Türkiye genelinde Federasyon tarafından organize edilen spor faaliyetlerine destek oluyoruz.

Önümüzdeki dönemde de hayata geçirmeyi planladığımız projelerle Türkiye’de sağlık okuryazarlığının gelişimine katkıda bulunmaya devam edeceğiz. Bu şekilde gelişecek sağlık bilgisi ve bilinci sayesinde önleyici sağlık uygulamalarının artmasını, dolayısıyla ülkemiz işgücü ve ekonomisine katkıda bulunmayı hedefliyoruz.

Öte yandan Bayer Türk olarak ulusal çapta yürüttüğümüz diğer sosyal sorumluluk projelerinin odağında da bilim ve eğitim yer alıyor. Bu kapsamda Toplum Gönüllüleri Vakfı ile birlikte 2011 yılından bu yana “Bayer Genç Bilim Elçileri” projesi ile ilköğretim çağındaki çocukları bilim insanı olma yönünde yüreklendirerek Türkiye’de bilimin gelişimine katkı sağlamayı amaçlıyoruz. Ayrıca bu yıl altıncısını gerçekleştirdiğimiz Bayer Liseler Arası Bilim Yarışması ile Türkiye genelindeki lise ve dengi okul öğrencilerini fen ve bilim alanında çalışmalar yapmaya teşvik ediyor, öğrencilerin çalışmalarını yönlendirerek bilimsel gelişimlerine destek oluyoruz.

Daha Fazla Göster

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı