Ana sayfa Manşet Cildimiz benzersiz bir yapıya sahip önemli olan bu mükemmelliği muhafaza edebilmek

Cildimiz benzersiz bir yapıya sahip önemli olan bu mükemmelliği muhafaza edebilmek

13
0
PAYLAŞ
Soldan sağa; Hande Ediz Nahit, Tuğçe İkiş, Gizem Ensari


Ürünlerini geliştirirken sağlıklı cildi model alan ve cildin doğal biyolojik yapısından ilham alan Bioderma markasının Türkiye Pazarlama Müdürü Tuğçe İkiş ve ekibine konuk olduk.

Gücünü biyoloji ve dermatolojiden alan Bioderma markası dermokozmetik sektörüne yön veren öncü markaların başında gelmektedir. Ben de uzun zamandır Bioderma markasını yakından takip etmekteyim ve ürünlerini de güvenle kullanıyorum. İlk olarak Bioderma markasının en önemli inovasyonlarından biri olan Sensibio H2O ile tanıştım. Bu ürünü keşfedene kadar özellikle de makyaj yaptığımda cilt temizliği benim için tam bir işkenceydi. Hem pratik olması hem de cildime zarar vermemesi benden tam puan aldı. Bu tecrübemden dolayı markayı ve diğer ürünlerini yakından tanımak istedim ve Bioderma Türkiye ofisinin kapısını çaldım. Beni birbirinden tatlı üç kadın karşıladı. Aslında röportaj için bir araya aldığımız bu görüşme keyifli ve samimi bir sohbete dönüştü. Sohbetimi kayıt cihazımın bozulmasından bir haber neşeyle sürdürdüm. Fakat yine de bozulan ses kalitesine rağmen konuşmalarımızı tekrar dinlemek bana keyif verdi. İşte keyifli söyleşiden satırlarıma yansıyanlar…

Ne kadar güzel, üç kadın var karşımda. Bu bir tesadüf mü yoksa kadınlar çoğunlukta mı?

NAOS Pazarlama Müdürü Tuğçe İkiş: Bu bir tesadüf gibi görünebilir ama genellikle çalışanlarımızın çoğu kadınlardan oluşmakta. Öyle ki Aix-en-Provence’ta bulunan laboratuvarımızda çalışan kadınların oranı oldukça yüksek. Biz de bununla gerçekten gurur duyuyoruz.

Biraz sizleri tanıyalım mı?

Tuğçe İkiş: Bioderma bünyesinde 6 yıldır çalışıyorum. Dermokozmetik sektöründeki kariyerim burada başladı ve burada devam ediyor. Pazarlama departmanında ürün müdürü olarak başladığım kariyerimde pazarlama müdürü olarak görevimi sürdürmekteyim. Son derece keyifli bir iş yaptığımı söyleyebilirim. Gizem ve Ediz de ürün müdürlerimiz.

NAOS Ürün Müdürü Hande Ediz Nahit: 1 yıldır Bioderma markasında Kuru Cilt, Bebek Cildi ve Cilt Onarım serilerinden sorumlu ürün müdürü olarak çalışıyorum. Dermokozmetik sektörünün lideri olan Bioderma markasında çalışmak son derece güzel.

NAOS Ürün Müdürü Gizem Ensari: 3 yıldır Bioderma’da çalışıyorum. Hassas Cilt, Nemsiz Cilt ve Leke Problemli Cilt serilerinin ürün müdürüyüm. Tüketicilerin her geçen gün daha da bilinçlendiği dermokozmetik sektörü oldukça yenilikçi ve bu yeniliklerin bir parçası olabilmek gurur verici.

Bu yıl Bioderma için nasıl geçti?

Tuğçe İkiş: 2017 yılı markamız için güzel bir yıldı ve güzel bir şekilde kapatacağız gibi de görünüyor. 2017, teknoloji alanında birçok öncülüğe imza attığımız bir yıl oldu. Özellikle tüketicilerimizin günlük yaşamda rahatça kullanabileceği ve hayatlarını kolaylaştıran projeler gerçekleştirdik. Bu seneki ilklimizden bir tanesi de daha geniş kitlelere ulaşabilmemiz adına televizyon ekranlarında yer almak oldu. Bioderma olarak dermokozmetiğin doğru adresinin eczaneler olduğunu düşünüyoruz. Amacımız; reklamlar aracılığıyla ulaştığımız kitlelerde bir bilinç oluşturmak ve onları eczaneye yönlendirebilmek.
Kozmetik ürünlerin problemli ciltlerin tüm beklentilerini karşılayamayabilir ancak dermokozmetik ürünler işte tam da bu ihtiyaçlara cevap vermek için varlar. Artık tüketiciler de bu konuda bilinçlenerek ciltlerine daha çok önem vermeye başladılar. Bu alandaki bilincin artmasıyla birlikte dermokozmetik pazarı da bir ivme yakaladı.En çok yatırım yapan markamızın da bilinirliği arttı ve bunun sonucunda da güzel bir büyüme yakaladık diyebilirim.
Bu sene önceki yıllardan farklı olarak ilk kez “Rendez-Vous” adı altında kendi dermatolojik toplantımızı gerçekleştirdik. 2 gün süren bu organizasyonda yaklaşık 150 dermatoloğu ağırladık. Orada markamızdan bağımsız olarak yalnızca dermatoloji konusunda konuşmalar ve sunumlar gerçekleştirildi.

Biodermanın çalışma prensibinden de biraz bahsedelim mi?

Tuğçe İkiş: Çalışma prensibi olarak tıpkı ilaç firmalarında olduğu gibi medikal ekibimiz var. Bu ekip ağırlıklı olarak dermatolog ziyaretleri yapıyor. Bununla beraber pediatrist, plastik cerrah ve sınırlı da olsa jinekoloji ziyaretleri de yapılıyor. Bizim buradaki en büyük avantajımız; üzerinde çalışılmış ve tedavilere cevap verebilen ürünler sunuyor oluşumuz. Doktorlarımız uygun buldukları tedavilerle kombine olarak ürünlerimizi tavsiye ediyorlar.
Eczane tarafında ise ekibimiz Türkiye genelinde toplamda 2 binin üzerinde bayimize her gün hizmet götürüyor. Biz 2012 yılının son çeyreğiyle birlikte Türkiye’deki eczane dermokozmetiği içerisinde birinci sıraya yerleştik. O gün bu gündür de bu lider marka olma özelliğimizi sürdürüyoruz.

Bioderma’nın ilk ürünü Nodé’ye baktığımızda markanın cildimize ne kadar hassas yaklaştığını anlayabiliriz.

Tuğçe İkiş: Evet, haklısınız. Bioderma’nın sahiplendiği iş modelinin temeli 1977 yılında atılmıştır. Kurucumuz eczacı ve biyolog Jean-Noël Thorel, cildin kendisinden ilham alarak dünyanın ilk deterjansız şampuanı olan Nodé’yi geliştirmiştir. Bu ürünü geliştirirken o dönemin klasik şampuan anlayışını değiştirerek yeni bir bakış açısıyla hareket etmiştir. Nodé ismi de deterjan içermeyen anlamına gelen “NOn-DEtergant” sözcüğünden gelmekte olup, saçlı deriye ve saça zarar vermeden temizlemeyi mümkün kılan ilk deterjansız şampuan olarak formülünün orijinalliğini vurgulamaktadır.
Thorel, cildi tedavi etmek yerine ona kendi biyolojisiyle uyum içerisinde yaşamayı öğretmeyi hedeflemektedir. Bioderma, ‘Cildin Kendisi’ felsefesinden yola çıkarak cilt yapısını incelemeye odaklanıyor. Çünkü sağlıksız bir cildin nasıl işlemesi gerektiğini bulabilmemiz için öncelikle sağlıklı bir cildin nasıl işlediğini bilmeliyiz.
Ürünlerimizi geliştirirken ya cildimizde doğal olarak bulunan aktif maddeleri kullanmayı ya da cildimizde doğal olarak bulunan aktif maddeleri taklit eden içerikler kullanmayı tercih ediyoruz. Biz bunu biyomimetizm olarak adlandırıyoruz. Bunu yaparak cildi sağlıklı cilde en yakın haline getirmeyi hedefliyoruz.

Markanın Fransa’da dermatolojinin dünya çapında gelişimine katkı sağlamak için kurduğu bir vakıf var. Bu vakıf hakkında biraz bilgi alabilir miyiz?

Tuğçe İkiş: Vakfımız son 4 yıl içinde daha fazla gündeme gelmeye başladı. Özellikle güneş grubunda çok büyük çalışmaları oluyor. Vakıf olarak Afrika bölgesi için yürütülen çalışmalara çok önem veriyorlar. Biliyorsunuz, o bölgede albinizm gibi bir hastalığa sahip olduğunuzda lanetli ilan ediliyorsunuz. Aileler bu hastalığa sahip olan çocuklarına bakmak istemiyorlar. Bu anlamda oradaki çocuklarla ilgili çalışmalar yürütülüyor. Bu vakfın fonu ürünlerin satışından elde edilen gelirin bir kısmının buraya aktarılmasıyla karşılanıyor. Bu vakıf sayesinde marka olarak; çocuk ağırlıklı olmak üzere dünyanın her yerindeki yardıma ihtiyacı olan kişilere yardımlarda bulunuyoruz. Aslında buradaki temel prensip dünyadan aldıklarımızın bir bölümünü dünyaya geri vermek. Biz de Bioderma Türkiye olarak aynı prensibi benimsiyor ve elimizden geldiğince vakıflara yardımda bulunmaya özen gösteriyoruz.

Biraz da ürünlerinizden bahsedelim mi? Önce çocuklardan başlayalım. ABCDerm serisini sizden dinleyelim…

 

 

 

Hande Ediz Nahit: Bebek cildi yetişkin cildine göre çok daha ince, hassas ve kırılgandır. Ciltleri kendini korumak için yeterince olgunlaşmamış olduğundan dış etkenlerden çok daha fazla etkilenirler. Bebek cildinde kullanılan ürünlerin emilimi yetişkinlere oranla çok daha fazla olduğu için bebek cildinde daha zor tolere edilir ve daha fazla alerji riski taşır. Bu sebeple Bioderma bebek cildine duyduğu hassasiyetle ABCDerm serisini geliştirmiş ve Dermatolojik Güvenlik İlkeleri’ni benimsemiştir. Bu ilkeli yaklaşımın amacı dermatolojik olarak sorgulanabilir içerikleri formüllerimizden çıkarmak. 4 ana unsurdan oluşan dermatolojik güvenlik ilkelerimiz; güvenlik, etkinlik, hassasiyet ve izlenilebilirlik.
Bu ilkeler sayesinde dikkatle seçilen içerikleri tercih ederek, alerji riskini azaltıyor ve güvenli olmadığı bilinen içerikleri ürünlerimizde kullanmıyoruz. Ürünlerde kullanılan aktif içerik sayısını minimum miktarda tutuyor bu doğrultuda etkinliği kanıtlanmış içerikleri tercih ediyoruz. Kullanıcının güvenliğini garanti etmek için üretimden satış noktasına kadar sürecin her aşamasında tüm ürünleri izliyoruz.
ABCDerm serisi bebeklerin hassas cildi için geliştirilmiş olan ürünlerden oluşmaktadır. Ürün yelpazemizde bebek cildini nazikçe temizlemeye yardımcı göz yakmayan durulanabilir ve durulama gerektirmeyen hijyen ürünleri, bebeklerin cilt tipine göre farklı nemlendirici bakım ürünleri ve bebek cildinden görülen konak, ağız çevresi tahrişi, pişik gibi problemlere yönelik spesifik bakım ürünleri ile güneş koruyucumuz bulunmaktadır. Oldukça zengin bir ürün yelpazesine sahibiz.
Bu ürün yelpazesi içerisinde bebek cildi için geliştirilmiş dünyanın ilk misel solüsyonu da bulunmaktadır. Durulama gerektirmeyen bu ürün bebek cildini nemlendirerek temizlemeye yardımcı oluyor. Üstelik parfüm ve paraben içermiyor.

Tuğçe İkiş: Bu serideki temel amaç; bariyer kurmaya yönelik ürünler geliştirmek, bunu yaparken de bebek cildine çok fazla bir şey yüklemek değil, tam tersi mevcut olan yapıyı muhafaza etmek, onu dışarıdan gelecek olan yabancı ve zararlı maddelere karşı koruyabilmek.

Güneş serisinden de bahsedelim mi?

Tuğçe İkiş: Öncelikle güneş korumasından bahsedelim. Yakın tarihe kadar çok bilinen ve çok gündemde olmayan bir konuydu. Ultraviyole ışınlarının aslında farklı tipleri var. Ultraviyole B, ultraviyole A ve ultraviyole C. Çok şanslıyız ki ultraviyole B ışını ozon tabakası tarafından emildiği için Türkiye’ye ulaşmıyor. Araştırmalar bize ultraviyole A ve ultraviyole B ışınlarının dalga boylarının birbirlerinden farklı olduğunu göstermekte. Ancak, tek bir koruma yöntemini seçerek koruma sağlamak imkansız. UVB koruması yapan ürünlerdeki temel özellik kısa dalga boylu ışınlara karşı cildi korumak. Cildinizin en üst tabakasında yani epidermiste bu ışınları durdurabiliyoruz.
UVA ışınları ise UVB kadar yakıcı olmamasına rağmen daha derine inebiliyorlar. Dolayısıyla buradaki temel risk ultraviyole A’ya karşı korunmak. UVB ışınlarının yüzde 85’i epidermiste kalırken, yüzde 15’i dermise iner. Ancak UVA ışınlarının yüzde 50’si epidermiste kalırken maalesef yüzde 50’si dermise inebilmektedir. Bu da erken cilt yaşlanmasına neden olmaktadır. Cildimizi ultraviyole A’ya karşı korumadığımızda, lekelenmeler, kırışıklıklar ortaya çıkıyor.
Avrupa ve ABD standartlarına göre bir güneş koruyucunun UVB yani SPF oranı UVA oranın maksimum üç katı olmalı. Şu anda en yüksek UVA koruması Photoderm ürünlerinde bulunuyor. Temel prensipte özellikle melaninleri henüz aktif olmamış bebek cildinde her iki ışına karşı da yüksek bir koruma yapmadığımız sürece ciddi cilt problemleri ile karşılaşma riski artmaktadır.

Karma, yağlı ve akneli ciltlerden de bahsedebilir miyiz?

Gizem Ensari: Karma, yağlı ve akneli cilt diğer cilt tiplerinden farklı bir bakıma ihtiyaç duymaktadır. Bioderma’nın hedefi, fazla sebum salgısını sınırlamak, sebum kalitesini düzenlemek, kırmızı ve siyah noktaları azaltmak ve tekrarlamalarını engellemektir. Bunu, karma, yağlı ve akneli ciltler için geliştirilen Sébium serisindeki tüm ürünleri ile hedefler. Sébium serisinin içerisinde özel olarak geliştirilen FluidactivTM patenti bulunmaktadır.
Akneli cilt sürekli agresif temizleyicilerle temizlenmemelidir. Bilakis, gereğinden fazla ve agresif temizlik, ciltte daha fazla sebum salınımına neden olabilir. Yapılması gereken sıklıkla fakat uygun hassasiyette ürünlerle temizlemektir.
Bioderma’nın bu alandaki en önemli inovasyonu Sébium Global ve Sébium Global Cover’dır. Bu ürünler cildin lipit profili üzerinde etkili ilk ve tek ürünlerdir. Akneli ciltlerdeki sebumu biyolojik olarak sağlıklı ciltlerdeki sebuma en yakın hale getirir. Aktif içeriklerin kombinasyonu ile inatçı akneleri ve siyah noktaları elimine eder.

Kuru ciltler için geliştirmiş olduğunuz Atoderm serisi hakkında bilgi alabilir miyiz?

Hande Ediz Nahit: Atoderm serisi kuru, çok kuru ve yoğun cilt kuruluğuna sahip ciltler için geliştirilmiştir. Atoderm serisi cildin kuruluk seviyesine göre birbirinden farklı ürünler sunmaktadır.
Yoğun cilt kuruluğu yani atopik dermatit rahatsızlığı son yıllarda hem ülkemizde ve hem de dünyada artış göstermektedir. Öyle ki yapılan güncel araştırmalar, yeni doğan bebeklerde cilt kuruluğu görülme sıklığının 3 kat arttığını göstermektedir. Bioderma bu alanda yepyeni bir alana odaklanmış ve yeni bir segment yaratmıştır. Yoğun cilt kuruluğu bebek cildinde en sık karşılaşılan problemlerin başında geliyor. Üstelik genetik faktörler ve endüstriyelleşen dünya sebebiyle bu problemin görülme sıklığı artmaktadır. Günümüzde anne ve baba adaylarından sadece birinde yoğun cilt kuruluğu görülüyorsa bebekte cilt kuruluğu görülme riski yüzde 30, her iki ebeveynde birden görülüyorsa bebekte görülme riski yüzde 70 olmaktadır. Tam da bu noktada yapılan araştırmalar bebek cildindeki kuruluğun doğru hijyen ve bakım ürünlerinin kullanımıyla birlikte ileriki yaşlarda önlenebileceğini göstermektedir. Bioderma bebek cildindeki oluşabilecek potansiyel yoğun cilt kuruluğuna karşı dünyanın ilk nemlendirici bakım kremi Atoderm Préventive’i geliştirmiştir.
Atopik dermatit rahatsızlığının ergenlik dönemiyle beraber azaldığı hatta yok olduğu bilinmekle beraber vakaların bir kısmında yetişkinlikte de devam ettiği görülmektedir. Bu rahatsızlık kişilerin yaşam kalitesini olumsuz yönde etkilemektedir. Bu doğrultuda Bioderma devrim niteliğinde bir inovasyona imza atarak Atoderm Instensive Balm’i geliştirmiştir. Bu ürün sayesinde atopi ataklarının yatıştırılması sağlanarak atakların arasındaki süre uzatılmaktadır. Bu sayede atopi hastalarının yaşam kalitesi artırılmaktadır.
Atopik dermatit hastalığının artışıyla birlikte toplumsal bilinci artırmak adına Alerji ile Yaşam Derneği ve Laboratoire Bioderma sponsorluğu ile Atopi Okulu projesini hayata geçirdik. Bu projenin hayata geçirilmesinin sebepleri arasında; atopik dermatitin bilinmeyen bir rahatsızlık olması, milyonlarca çocuğun ve ailenin yaşamını olumsuz yönde etkilemesi ve hastalığın tedavi yöntemleri hakkında ailelerin yeterli bilgiye sahip olmaması gelmektedir.

Son olarak yıllardır severek kullandığım Sensibio H2O’nun da parçası olduğu hassas ciltler için neler söylemek istersiniz?

Gizem Ensari: Hassas cilt dünya genelinde çok yaygın bir problem. Hassasiyet tüm cilt tiplerinde görülebilir. Yapılan araştırmalara göre her 10 kişiden 9’u cildinin hassas olduğunu söylüyor. Bu oldukça yüksek bir rakam. Bu nedenle hassas cilt Bioderma’nın çok önem verdiği ve üzerine yoğunlaştığı bir konu. Hassas cilt serisi Sensibio’da birçok patent ve bu patentlerle geliştirilen ürünler mevcut. Sizin de özellikle yıllardır severek kullandığınızı söylediğiniz Sensibio H2O da cildin kendisinden ilham alarak geliştirilmiştir. Günümüzde makyaj artistleri ve dünyaca ünlü oyuncular tarafından da tercih edilen Sensibio H2O bu başarısını 1995’ten beri değişmeyen formülasyonuna ve cildin kendisine duyduğu saygıya borçlu.
Dünyanın ilk misel solüsyonu olan Sensibio H2O’nun su adına yapılmış bir devrim niteliğinde olduğunu söyleyebiliriz. Bununla beraber bu ürün cilt ile aynı pH değerine sahip olduğundan dolayı en hassas ciltler tarafından bile rahatlıkla kullanılabilmektedir.
Sensibio H2O misel solüsyon, içeriğindeki cildin doğal yapısına uygun misel tanecikler ile suya dayanıklı makyaj dahil kiri ve yağı tek bir hamlede nazikçe temizlemektedir. Ve elbette bunu yaparken cildin kendini savunma ve iyileştirme sistemlerine zarar vermemektedir. Bu sayede Sensibio H2O dünyada her 2 saniyede 1 tüketicisiyle buluşan bir ürün haline gelmiştir.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here